Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuştu.
Suriye’de yeni dönemin başlamasının ardından ülkenin yalnızca Türkiye ile değil, uluslararası toplumla ilişkilerinde de yeni bir başlangıç yaptığını belirten Fidan, “Eski Suriye’nin gitmesi, yeni Suriye’nin gelmesi herkesin gördüğü gibi bölgeye istikrar getiren, ülkeye barış getiren, ekonomik kalkınma getiren, terörle mücadeleyi daha da ilerleten bir husus olmuştur” dedi.
Bakan Fidan, Suriye hükümetinin uluslararası toplum, bölge ülkeleri ve Türkiye ile her alanda iş birliğini geliştirmek için yoğun çaba gösterdiğini belirterek, Türkiye’nin de bu çalışmaları yakından takip ettiğini söyledi.
İki ülke arasında ele alınması gereken çok sayıda konu bulunduğunu ifade eden Fidan, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın NATO Zirvesi marjında Türkiye’de gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke dışişleri bakanlıkları arasında ortak bir planlama grubu kurulması konusunda talimat verdiklerini aktardı.
Fidan, bu mekanizma kapsamında ikili ilişkilerdeki konuların hızlı ve profesyonel şekilde ilerletilmesinin hedeflendiğini belirterek, “Sadece ikili ilişkilerimizin değil, bekleyen ticari, lojistik, kültürel, siyasi, ekonomik birçok konu var. Onların hepsini teker teker envantere çıkartıp üstünden geçip ne oluyor, nasıl gidiyoruz, bunlara bakmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Suriye’nin her geçen gün daha fazla tanındığını ve savaşın yaralarını sarmaya başladığını belirten Fidan, bunun Suriye halkının yanı sıra bölge açısından da önemli olduğunu söyledi.
Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’yi ziyaret etmesinin planlandığını açıkladı.
Erdoğan’ın bu ziyareti uzun zamandır arzu ettiğini belirten Fidan, ziyaretin şartlarının değerlendirildiğini ve ortak planlama grubunun çalışmalarının da bu ziyaret öncesinde gözden geçirildiğini söyledi.
Suriye’deki iç bütünleşme sürecine de değinen Fidan, son dönemde bu konuda olumlu gelişmeler yaşandığını ifade etti.
SDG’nin kendisini feshetmesi ve Suriye devlet kurumlarına entegrasyon yönündeki deklarasyonunun önemli bir adım olduğunu belirten Fidan, Suriye hükümetinin yürüttüğü çalışmalara bunun yapıcı bir cevap niteliğinde olduğunu söyledi.
Fidan, deklarasyonun sahada vakit geçirilmeden uygulamaya geçirilmesini beklediklerini ifade ederek, Suriye’de iç savaş döneminden kalan silahlı grupların da milli ordu çatısı altında birleştirilmesinin ülkenin istikrarı açısından önemli olduğunu vurguladı.
Bu sürecin ülkeye yatırım getirilmesi, milli yapının güçlendirilmesi ve vatandaşların kendilerini güvende hissetmesi açısından önem taşıdığını belirten Fidan, Suriyelilerin eşit vatandaşlık temelinde herhangi bir inanç veya etnik kimliğin inkara ve takibata uğramadan özgürce kendilerini ifade edebilmeleri gerektiğini söyledi.
Fidan, entegrasyon sürecinde Kürt vatandaşların kendilerini geçmişe kıyasla daha güvende, özgür ve müreffeh hissetmelerinin önemine dikkati çekti. Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki Kürtlerin refahı, istikrarı ve güvenliği konusunda hassasiyet taşıdığını belirtti.
Suriye’nin ekonomik alanda da önemli gelişmeler kaydettiğini belirten Fidan, ABD’nin Suriye’nin terörizme sponsor olan ülkeler listesine yeniden dahil olmasının önündeki engellerden birinin daha ortadan kalktığını söyledi.
Bu gelişmenin özellikle yatırımcılar açısından önemli olduğunu belirten Fidan, bankacılık ve finans sektörü bakımından da olumlu bir gelişme olduğunu ifade etti.
Fidan ayrıca Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın gündeminde bulunan Suriye’nin nükleer dosyasının kapatıldığını belirterek, bu konuda çalışan ekipleri tebrik etti.
Türkiye’nin de Suriye’ye bu konuda yapıcı katkı sağlamaya çalıştığını belirten Fidan, eski rejimden kalan engellerin sırasıyla ortadan kaldırıldığını söyledi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın geniş bir iş insanı heyetiyle Şam ve Halep’i ziyaret ettiğini hatırlatan Fidan, önümüzdeki dönemde karşılıklı yatırımların artırılmasının ve orta vadede Türkiye-Suriye arasındaki ticaret hacminin 10 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı.
Bölgesel bağlantı projelerine de değinen Fidan, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin ardından Suriye’nin ulaşım ve ticaret bağlantıları açısından öneminin daha da arttığını söyledi.
Suriye’nin Ürdün ve Suudi Arabistan üzerinden Körfez’e, Irak üzerinden doğuya ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlanabileceğini belirten Fidan, demir yolu, kara yolu ve boru hatları gibi altyapı projelerinin hayata geçirilmesini istediklerini ifade etti.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Suriye arasında üzerinde çalışılan demir yolu projesinin Körfez ile Avrupa arasında bağlantı sağlayabilecek önemli bir proje olduğunu belirten Fidan, bu konuda çalışmaların sürdüğünü kaydetti.
Suriye’deki olumlu gelişmelerin yanında bölgedeki en önemli olumsuz tablonun İsrail’in politikaları olduğunu savunan Fidan, İsrail’in Suriye’nin istikrara kavuşmasının önündeki ciddi engellerden biri olduğunu söyledi.
Ebu Zuhur askeri hava üssüne yönelik saldırıyı örnek gösteren Fidan, Suriye’nin kendi topraklarında güvenliği sağlamasının, terörizmle mücadele etmesinin ve ulusal kapasitesini geliştirmesinin egemenlik hakkı olduğunu belirtti.
Fidan, “İsrail’in saldırıları uluslararası toplumun terörizme karşı yürüttüğü ortak mücadeleye zarar vermektedir. İsrail, Suriye’nin askeri kapasitesini sistematik şekilde hedef alarak DAEŞ gibi terör örgütlerine dolaylı biçimde destek vermektedir” ifadelerini kullandı.
Suriye’nin güneyindeki gelişmeleri de yakından takip ettiklerini belirten Fidan, bölgede yaşanan istikrarsızlıkta İsrail’in rolü olduğunu ileri sürdü.
Fidan, Dürzilerin Suriye toplumunun asli unsurlarından biri olduğunu ve geleceklerini Suriye’nin birlik ve bütünlüğü içerisinde gördüklerini belirtti.
Geçen yıl açıklanan Süveyda yol haritasının güvenliğin sağlanması, kamu hizmetlerinin yeniden tesis edilmesi ve toplumsal uzlaşı açısından gerekli zemini sunduğunu ifade eden Fidan, üzerinde mutabık kalınan yol haritasının hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
İsrail ile Suriye’nin güneyinde kalıcı bir çözüm için de 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması çerçevesinde bir güvenlik düzenlemesinin “tek gerçekçi çerçeve” olduğunu belirten Fidan, uluslararası toplumdan bu konuda daha kararlı ve sonuç alıcı bir tutum beklediklerini kaydetti.
Fidan, Şeybani ile görüşmede İsrail’in Suriye’nin egemenliğine yönelik adımları karşısında Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların nasıl daha etkin harekete geçirilebileceğinin de ele alındığını söyledi.
Türkiye’nin Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü sağlamış, bütün toplumsal kesimlerin kendisini eşit biçimde ait hissettiği, komşuları için istikrar ve refah üreten bir ülke olmasını istediğini belirten Fidan, Türkiye’nin hem kendi kapasitesiyle hem de uluslararası toplumun geniş kesimleriyle çalışmalarını sürdüreceğini ifade etti.
Fidan, Suriyeli vatandaşlarla her alanda yakın iş birliğinin devam edeceğini söyledi.
Basın toplantısının devamında iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler ve iş dünyasının taleplerine de değinen Fidan, özellikle karşılıklı yatırımlar, ortaklıklar ve hareketlilik konusunda yoğun talep bulunduğunu belirtti.
Bu taleplerin karşılanabilmesi için finans, vize, çalışma ruhsatı, lisans, izin ve ortaklıklar gibi alanlarda daha etkin bir sistem kurulması gerektiğini ifade eden Fidan, “İnanılmaz bir talep var. Var olan talebe yetişecek bir altyapıyı, zemini hemen hızlıca oluşturmaya çalışıyoruz” dedi.
Türkiye’deki sanayicilerin de Suriye’ye yönelik ilgisinin arttığını belirten Fidan, özellikle tekstil sektörünün dikkat çektiğini söyledi.
Türkiye’de uzun yıllar yaşamış Suriyelilerin iki ülkenin dilini ve kültürünü bildiğine dikkati çeken Fidan, bu kişilerin iş, kültür ve sosyal alanlarda iki ülke arasında önemli bağlantılar oluşturduğunu ifade etti.
Fidan, görüşmede son dönemde kamuoyuna farklı şekilde yansıyan Türkçenin Suriye’de seçmeli ders olarak müfredatta yer almasına ilişkin konunun da gündeme geldiğini belirtti.
Fidan, Şeybani’nin bu konuda herhangi bir sorun bulunmadığını kendilerine ilettiğini söyledi.
İki ülke ilişkilerinin hızla ilerletilmesi için liderlerin dışişleri bakanlıklarına ortak planlama ve koordinasyon kurulu oluşturma talimatı verdiğini yineleyen Fidan, “İşi bürokrasiye bırakmayın. Hızlı kararlar verin, hızlı kararlar alın. Kaybedecek vaktimiz yok. Suriye zaten bölge çok fazla zaman kaybetti. Bunu telafi etmemiz lazım” ifadelerini kullandı.
Fidan, İsrail’in bölgede izlediği politikaların yalnızca Suriye’yi değil, bölgenin tamamını etkilediğini belirtti.
“İsrail’in bölgede iki tane politikası var” diyen Fidan, bunlardan ilkinin Filistin topraklarının işgali ve Filistinlilerin dışlanarak Filistin devletinin kurulmasına izin verilmemesi olduğunu söyledi.
İkinci politikanın ise Suriye başta olmak üzere Lübnan, Ürdün ve Mısır gibi Arap ve Müslüman ülkelerin güçlü, ekonomik olarak müreffeh, istikrarlı ve gelişmiş olmalarının engellenmesi olduğunu ileri süren Fidan, İsrail’in bu ülkelerin gelişmesini kendisine yönelik tehdit olarak gördüğünü belirtti.
Fidan, “Bölgede herkes kendi sınırında kaldığı sürece, başkasının toprağına göz dikmediği sürece, başkasının istikrarsızlığı için gayret göstermediği sürece herkese yetecek kadar ekonomik refah, mutluluk, barış var” dedi.
Gazze’de yaşananlara da değinen Fidan, İsrail’in bölgede tehdit ve düşmanlık dili üzerinden hareket ettiğini vurguladı.
İsrail’in bu politikalarının değiştirilmesi gerektiğini belirten Fidan, “Suriye’nin istikrarsızlaştırılması yönünde atılacak adımlar sadece Suriye’yi değil bütün bölgeyi etkileyecek. Hatta bölgenin ötesini etkileyecek adımlar. Bu konuda uluslararası toplum, bölge ülkeleri elinden gelen gayreti göstererek İsrail’i yürüdüğü bu yanlış yoldan döndürmelidirler.” ifadelerini kullandı.
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 cizrehaberler Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.